Pazar, Ocak 15, 2012

kafanız mı karışık?cevaplar kitabı'na danışın..

Şirkette bir arkadaşımda görmüştüm, kendisine sorulan sorulara bir kitaptan rastgele sayfa açarak, o sayfada yazan cevaba göre esprili bir şekilde yanıt veriyordu.
Kitabın ismi "cevaplar kitabı". Her sayfasında çeşitli cevaplar var. Kitaba danışmak istiyorsanız, sorunuzu yüksek sesle sorup, bir elinizi kitabın kapağına koyup, diğer elinizi sayfalar üzerinde (açmadan) gezdiriyorsunuz ve konsantre oluyorsunuz. Hazır hissettiğinizde elinizi gezdirdiğiniz sayfalardan birini açıp cevabını okuyorsunuz.
Çok ilginç ve eğlenceli bir kitap, ben bu aralar kafası biraz karışık olan eşime aldım, elinden düşürmüyor:)

Tabiki işin içinde espri ve eğlence de var, ama yine de belki evren bize bu kitap yoluyla bizim için en hayırlı olacak cevabı iletiyor olamaz mı? Denemekte fayda var, belki kitabın bize vereceği bir cevap bir türlü cesaret edip yapamadığımızı yapıp, hayallerimize bir adım daha yaklaşmamıza vesile olur, ne dersiniz?:)


Ben bir soru sordum, 2012 de gerçekleşmesini çok istediğim bir şeyle ilgili, aşağıdaki cevabı aldım:

"Hiç denenmemiş bir çözüm düşün"

Sorum ne miydi? e o da bende kalsın..:)


mutluluk reçetesi madde 2: mutluluk veren gıdalar

Ne yersen o'sun sözü çok doğru. Sürekli kırmızı et ve aşırı yağlı yemek yiyen insanların neşeli ve sakin olmalarını bekleyemeyiz değil mi.. Nasıl bir arabaya koyulan benzinin kalitesi aracın performansını etkilerse vücudumuza aldığımız besinlerin kalitesi de bizim enerjimizi hatta mutluluğumuzu ve hayatımızı doğrudan etkiler.

Vücudumuzda mutluluk hormonu seratonin salgılanmasını tetikleyen gıdaların listesi aşağıda. Bu gıdalar aynı zamanda stresi de azaltıyor, iş yerinde mutlaka bulundurmak lazım, stresli bir toplantı sonrasında badem atıştırmak veya 1 muz yemek bizi rahatlatacaktır.

  • Muz
  • Çikolata
  • Portakal
  • Makarna
  • Üzüm
  • Şarap (günde 1 kadeh içilebilir)
  • Çilek
  • Badem
  • Patates
  • Somon gibi omega 3 içeriği yüksek yağlı balık türleri
Tabiki bu besinleri belli dozlarda günlük diyetimize dahil etmeliyiz, yoksa mutlu olacağım derken kilo da alabiliriz, her şeyin azı karar fazlası zarar..

Sevgiyle..

Salı, Ocak 10, 2012

ZENCEFİLLİ VE SEBZELİ PRATİK GRİP ÇORBASI


Yeni yıla grip salgınıyla başladım malesef, 2 gün burnumu evden dışarı çıkaramadım. Yalnız olduğum ve eşimin de elinden sadece tost yapmak geldiği için çorba konusunda iş başa düştü tabiki...(ah anneciğim nasıl anladım değerini bir bilsen..:)

Çabuk iyileşmem gerektiği ve ayakta zor durduğum için hem bomba etkisi yaratıp bana enerji verecek hem de çok pratik bir çorba yapmalıydım veee aşağıdaki çorba çıktı ortaya.. Çok besleyici ve de lezzetli oldu doğrusu..:)

Pratikliği vurgulamak için tencerede çekilmiş bir foto paylaşıyorum, hem nasıl her şeyi en fazla 2-3 parçaya kesip bütün bütün attığımı görün.

Zencefilli ve Sebzeli Grip Çorbası



Malzemeler:

-1 lt tavuk suyu (1 tavuk budunu 1 lt suda haşlayıp elde edebilirsiniz)
-1 havuç
-3 küçük baş brokoli
-1 patates
-1 kase yeşil mercimek
-1-2 kereviz sapı
-taze zencefil küçük bir ceviz büyüklüğünde
-1 orta boy soğan
-4-5 diş sarımsak
-Tane karabiber
-Nane
-Kırmızı pul biber
-1 limon
-Zeytinyağı (göz kararı)

Tüm malzemeleri (baharatlar, zencefil ve limon hariç) tencereye koyuyoruz (düdüklü de olabilir), havuç, patates, soğan, sarımsak en fazla 2-3 parçaya kesip atıyoruz tencereye, hiç uğraşmıyoruz doğramak için. 1 lt tavuk suyunu da ekleyip hepsini aynı anda kaynatıyoruz. Kaynadıktan sonra 1 limonun suyunu sıkıp ekliyoruz, zencefili bütün olarak katıyoruz ve çorbayı tencerede blender'dan geçiriyoruz. (Philips HR1372 el blender'ı kullanıyorum, tavsiye ederim). Kıvamı yoğun geldiyse biraz daha su ekleyip kaynatabilirsiniz. Sonra baharatlarımızı ekliyoruz, pratik ve soğuk algınlıklarına birebir çorbamız hazır.

Afiyet olsun..

Cuma, Ocak 06, 2012

hayatımın şarkıları..

Herkesin farklı hafızaları vardır..Bazılarının görsel, bazılarının işitsel, bazılarının kokusal, dokunsal...Geçmişteki bir koku, bir şarkı bazen de bir nesne bizi eskideki o anlara götürür.. Hatta NLP de çapalama tekniğinde de bu hafızalardan yararlanılır. Ör: Mutlu hissettiğimiz bir anı düşünüp o anda bir şarkı,olay veya nesneyi belirleyip, sonra ne zaman kendimizi kötü hissetsek o mutlu hissettiğimiz an gibi hissetmek için bu çapayı uygularız. Bu çapa bir şarkı da olabilir. (NLP ile ilgili daha detaylı yazılarım olacak, bekleyin..)

Benim kesinlikle kokusal ve işitsel hafızam güçlüdür..

Bu yazımda beni geçmişteki o belli anlara götüren , hayatımdaki önemli şarkıları paylaşmak istiyorum, bendeki anılarıyla birlikte..Belki olur da ilerde birgün kafam çok karışır ve unutacak gibi olursam kayıtlara geçsin:) Aşağıdaki linklerden dinleyebilirsiniz de bu şarkıları.





-Bon Jovi: Run away: Aklı beş karış havada lise yıllarımdaki platonik aşklarımı hatırlayıp gülerim:)

http://www.youtube.com/watch?v=s86K-p089R8

- Metallica: Whiskey in the jar: Hayatımın en asi dönemi, üniversiteye hazırlık yıllarımda test çözerken bangır bangır dinlediğim şarkı...

http://www.youtube.com/watch?v=7B63UIKoIZ0

-Reamon: Super girl: Moralim bozuk olduğunda motivasyonumu arttıran, aslında ne kadar güçlü olduğumu ve ben istemezsem kimsenin bana zarar veremeyeceğini hatırlatan, bir nevi beni gaza getiren şarkı..

http://www.youtube.com/watch?v=WxQIiyAfGhc

-Mor ve Otesi: Bir derdim var: Üniversite bitip de iş hayatına yeni başladığımda, yani asıl dertlerin başladığını anladığımda ilk zamanlar hemen her gün dinlediğim, hala da çalsa bir kadeh içme isteği uyandıran bunalım şarkım...

http://www.youtube.com/watch?v=3Tt65SdtKeQ&ob=av2e

-Candan Erçetin: Söz vermiştin bana: Üniversite yıllarında şimdiki eşimle sınıf arkadaşıyken onun arabasında  çalarken ilk olarak ona birşeyler hissettiğimi anladığim şarkı, hala dinlerken tüylerim diken diken olur...

http://www.youtube.com/watch?v=eLzqR_sx0ik

-Nilufer: Ta uzak yollardan: Ve içlerinde en anlamlı şarkı benim için, düğünümüzde ilk dans şarkımız, hayatımın en mutlu anını hatırlatan şarkı... "Haykırsam göklere, artık yanımda beni benden çok seven,dünyalar benim olsa istemem, birtek sensin benim yüzümü güldüren...."

http://www.youtube.com/watch?v=54hHEOPyo7o

Sevgiyle..

Perşembe, Ocak 05, 2012

Mutluluk nerede?...küçük pembe mutluluk kitabı

Arkadaşlarıma özel günler dışında da ufak ve anlamlı hediyeler almayı severim. İşyerindeki sevdiğim arkadaşlarımdan biri bir süredir çok mutsuzdu..Kitapçıda dolaşırken gördüğüm "küçük pembe mutluluk kitabı"'nı aldım ona, kitabın görüntüsü bile insanın içini ısıtıyordu, bu kitap başucunda dursun ve sana mutluluğun aslında her zaman en yakınında olduğunu hatırlatsın dedim. Bu küçük hediyem tabiki onu çok mutlu etti ve ben de sevdiğim birinin hayatına küçük de olsa dokunabildiğim için mutlu oldum.

Kitabı ben de okudum merak ettiğim için, bir solukta okunan sıcak ve samimi bir kitap. Mutluluğun nerede olduğunu anlatan ve beni etkileyen aşağıdaki hikayeyi sizlerle de paylaşmak istiyorum.


"İnsanoğlu mutluluğu hep hor kullanıyormuş...hep şikayetçi hep bıkkınmış...Bir gün melekler mutluluğu saklamaya karar vermişler
"Saklayalım,zor bulsunlar.Zor buldukları için belki kıymetini bilirler" diyerek başlamışlar
tartışmaya.Sorun büyükmüş.
Mutluluğu saklamak kolay değilmiş çünkü.Kimisi "Everest'in tepesine saklayalım" demiş.Kimisi "Atlas Okyanusu'nun dibine" demiş. Tac Mahal'in kubbesi , Mekke sokakları...Pek çok yer düşünmüşler ama hiçbiri yeterince zor gelmemiş..
Derken meleklerden biri "içlerine saklıyalım" demiş."Kimsenin aklına gelmez içine bakmak" işte ogün bugündür mutluluk insanın kendi içinde saklıymış...


Unutmayın mutluluk hem bu kadar yakınımızdadır hem de aslında bir seçimdir...

Perşembe, Aralık 29, 2011

Zencefil Çayı Ritüele Dönüşsün...

Sevdiklerim için yılbaşı  alışverişi yapmaya bayılırım. Ama her seferinde mutlaka kendime de ufak da olsa bir hediye alırken bulurum kendimi...Aslında böyle de olmalı değil mi, önce kendimizi mutlu etmeliyiz ki başkalarını da mutlu edebilelim. Uçakta bile anonslarda önce kendi maskenizi sonra çocuğunuzun maskesini takın derler ya, bu aklıma geldi:) Bazı insanlar bunu bencillik olarak yorumlayabilir ama kendine öncelik vermekle bencillik arasında ince bir çizgi vardır. Aşırıya kaçmadıkça da kendini önemsemek ve kendini şımartmak iyidir.

Bu sene de, yılbaşı alışverişi yaparken görüp anında vurulduğum  zencefil çayı yapabileğim şık bir mini çaydanlık seti aldım kendim Boyner'den. (bknz aşağıdaki foto). Bir süredir (itiraf: yogaya başladığımdan beri:) düzenli zencefil çayı içiyoruz evde, hem çok faydalı hem de lezzetli.

Şuanda yazımı yazarken de şık bardağımdan nefis çayımı yudumluyorum. Öncesinde sizlerle de paylaşmak için özenle aşağıdaki fotoyu çektim:)

Oldu olacak zencefil çayımın tarifini de paylaşayım bari, çok pratik ofiste bile yapabilirsiniz, saymakla bitmeyen faydalarından bazıları: soğuk algınlıklarına birebir, antioksidan özelliği var, rahatlatıcı bir etkisi var, baş ağrısı ve strese iyi gelir, spa, yoga gibi ritüellerde mutlaka ikram edilir......

Zencefil Çayı: (2 kişilik)

Kettle'da kaynamış su çaydanlığa veya bardağa alınır (tek kişilik yapacaksanız bu ölçülerin yarısını direk bardağınıza ekleyerek yapabilirsiniz), üzerine  2 fındık büyüklüğünde taze zencefil, 5-6 adet tane karabiber, 2 adet hünnap, 1 çubuk tarçın, 4-5 adet karanfil, 2-3 yaprak nane atılır ve 5 dak. kadar demlenmesi için beklenir. Sonra da dilerseniz bal ekleyip içebilirsiniz.




Öneri: Böyle şık bir sunumla, mum ışığında ve fonda relaxing bir müzik ile kendizi (ve varsa eşinizi de) şımartın.

Afiyet olsun:)

Pazar, Aralık 25, 2011

sinirleri alınmış löp et kıvamına gelmek..

Evet bu hafta sonu aylık yoga buluşmalarımız vardı. Cuma akşamı iş çıkışından gece 11'e kadar; c.tesi, pazar ise öğlen 13.00'dan 19.00' a kadar yogayla dolu dolu bir haftasonu geçirdim. Nasıl mı hissediyorum şu anda? Yazımın başlığında da belirttiğim gibi adeta sinirleri alınmış löp bir et gibiyim:) rahat, gevşemiş, huzurlu ve herşeyden önemlisi mutluyum da...Hayatımda ilk defa pazar sendromunu bile yaşamıyorum. (normalde ben de p.tesi sendromu pazardan başlar, hele pazar akşamları canım hiç birşey yapmak istemez). Düzenli yoga yaptığımdan beri eskiden hiç beceremediğim bir şeyi yapmaya başladım; anı yaşamak, şimdide olmak, yarın ve/veya geçmiş için endişelenmemek..Bu ne kadar önemli ve aslında hayatın temeli olan bir duygu tahmin edemezsiniz. O adeta endişe makinesi beyninizin sesini bastırabilmek... Tabi daha yolun çok başındayım ama doğru yolda olduğumu hissediyorum. İşte bu akşam yoga'dan çıktım, taa caddeden, halkalı'daki evime doğru, ne trafiğin yarattığı stres ne de yarının p.tesi olduğu kaygısı. Tüm yol boyunca avaz avaz şarkı söyledim, adeta içimden mutluluk fışkırdı desem yeridir. Şimdi de eve geldim ve bu hislerimi hemen sıcağı sıcağına paylaşmak istedim sizlerle de..



Dün akşam da çok ilginçti benim için, yogadan çıktım dönüş yolunda önde ani fren yapan araca hafif çarptım, o kadar büyük bir sükunet ve rahatlık içindeydim ki, bu da hayatın bir parçası sonuçta, kabullenmişim, hata bende olduğu için, kartımı çarptığım kişiye verdim, p.tesi zabıt formlarını doldurup gönderirim dedim, sakince fotoğraflarını çektim iki arabanın. Ve yoluma devam ettim, kaldığım yerden şarkı söylemeye devam ederek..Yolda eşim aradı, bir arkadaşımızda yemeğe davetli olduğumuzu söyledi. Önceden olsa emrivakilerden hoşlanmam, üstelik yorgunum sırası mı şimdi diyebilirdim. Ama süper dedim,direk onlara gittim eve bile uğramadan. Ne kıyafetim, ne makyajımın olmaması (bunlar önceden olsa önemsediğim konular olurdu) umrumda değildi, sadece geçireceğim keyifli anlara odaklanmıştım. Öyle de oldu, gider gitmez içimdeki dinginlik ve yoga kafası üzerine 2-3 kadeh de şarap eklenince güzel bir gece geçirdim. Gecenin sonunda koltukta sızmıştım ama kalktığımda da içimde duyduğum huzur devam ediyordu...İşte şimdi amacım bu sinirleri alınmış löp et hali'ni sadece yogadan sonra değil hayatımın her anına uygulama üzerinde kendimi geliştirmek olacak...:)

Namaste..

Photo from http://myselfesteemmatters.org/