Pazar, Nisan 08, 2012

Hobimizden para kazanmak..imkansız degil

Kim hobisinden para kazanmak istemez ki...Özellikle günümüzün yoğun ötesi ve rekabetçi kariyer dünyasında hergeçen gün daha çok insan bir durup ben nereye koşuyorum böyle, hayatı kaçırıyorum diye düşünmeye başladı. Bir de baktım ki ben dahil çevremde birçok insan iş dışında bir şekilde zaman yaratıp çeşitli kurslara gitmeye başlamış. Aşağıda vereceğim örneklerin hepsi çevremde tanıdıklarımın katıldığı ve memnun kaldığı kurslar. Hatta birkaçı özel sektördeki kariyerlerini bırakıp hayallerinin peşinden gitme cesaretini gösterdi bile..

Bu kursları inceleyin, hepsinde hafta içi ve haftasonu seçenekleri mevcut, yani mevcut işinizle birlikte rahatca yürütebilirsiniz, kim bilir belki içinizde yatan aslanı keşfedip hayatınızın yönünü değiştirebilirsiniz, hiçbirşey için geç değildir unutmayın...

Takı yapım ve tasarım kursu:

Sıfırdan yani madenleri işlemeden tasarıma kadar takıya dair her detayı öğrenip kendi markanızı yaratabilir, ilk etapda az risk ve min. yatırım maliyetiyle internetten veya bazı mağazalara satış yapıp  başlayabilirsiniz.


http://www.alefgaleri.com/

Yoga Eğitmenliği Sertifika Programı:

Spirituel tarafınız varsa ve daha sakin, huzurlu bir yaşam arıyorsanız Yoga ile tanışmanızı tavsiye ederim. Yoga Alliance onaylı hocalık eğitimini tamamlayıp yoga merkezlerinde ders vermeye başlayabilir, hatta kendinizi hazır hissettiğinizde kendi yoga merkezinizi açabilirsiniz.



http://www.jiva.com.tr/

Cam Yapım ve Tasarım:

Camı işleyip hem takı, hem dekoratif objeler yapabilir, internet üzerinden veya çeşitli mağazalarda kendi koleksiyonunuzu satışa çıkarabilirsiniz.



http://www.kathre.com/

Yemek Atolyeleri ve Şeflik:

Hemen herkes bir dönem şöyle kendi şirin kafemi açsam diye düşünmüştür heralde:) İster şeflik seviyesinde daha profesyonel anlamda  ister butik atölyelere katılarak çeşitli alanlarda uzmanlaşabilirsiniz (Ör: Pasta, çikolata, makarna, makaron yapımı v.b.)



http://www.chefsistanbul.com/list/list.asp?ktgr_id=354

http://www.msa.com.tr/anasayfa.aspx

Fotoğrafçılık:

Artık stüdyo fotoğrafçılığından ziyade butik fotoğrafçılık çok populer, siz de düğün, doğum v.b. konularda uzmanlaşıp çalışabilirsiniz. Sanatsal yönünüz ağır basarsa ve yaratıcılığınıza güveniyorsanız kendi kişisel serginizi bile açabilirsiniz.




http://www.ifsak.org.tr/

Astroloji:

Astroloji bir çoğumuzun düşündüğü gibi sadece günlük-haftalık-aylık burç yorumlarından oluşmuyor. Siz de  gezegenlerin hareketini inceleyip, astroloji haritaları çıkarabilirsiniz. Internet üzerinden kişisel danışmanlık ve eğitimler verebilirsiniz.


http://www.astrolojiokulu.com/


Sevgiyle ve hobilerinizle kalın:)

Pazar, Şubat 12, 2012

mutluluk reçetesi-3: Dalgaları durdurmaya çalışma, sörf yap..

Evet uzun bir ara verdim yazılarıma , araya Amsterdam seyahatim ve kara kış girdi..I am back ve kaldığım yerden devam ediyorum..

"You can not stop the waves in your life but you can surf"... hayata karşı ne kadar doğru bir bakış açısı..Yoga hocam Mey Elbi kendi sayfasında ne güzel yazmış. Geçen hafta yoğun bir iş seyahatinin dönüşünde, uçağı kaçıracağımı düşünüp koştururken rötar yaptığını öğrendim ve telefonumdan face'e girdim, bu yazıyı okuyunca yüzümde bir tebessüm belirdi..işte bu şekilde bakmayı öğrenebilmek mutluluğun ve huzurun anahtarı.

Bizi mutsuzluğa sürükleyen hep hayatta herşeyin yolunda gitmesi, hep mutlu olmak, hep başarılı olmak, hep güzel olmak, hep genç kalmak, hep elde etmek v.b. beklentileri içinde olmamız. Kendimizi herşeyin hayatta smooth, düzenli, yolunda gitmesi gerektiğine şartlandırıp böyle olmadığında mutsuz olup depresyona giriyoruz.


Hayat dalgalı bir deniz, denizin her zaman süt liman olmasını bekleyemeyiz, tabi ki arada dalgalar, fırtınalar olabilir, ama biz sörf yapmayı öğrenebilirsek, her dalgayı sörf tahtamız üzerinde kendimizden emin bir şekilde karşılayabilir hatta zevk alabilir, heyecan duyabiliriz.Arada düşebiliriz de tabi ama herseferinde tekrar kalkıp devam edebiliriz..
Aslında o dalgayı yaratan da biz değiliz, yani "yapan biz değiliz", hayatımızda başımıza gelen herşeyden kendimizi sorumlu tutmaktan vazgeçmeliyiz. Akışına bırakmalıyız yani, hayatı, olayları, kendimizi, başımıza gelenleri.. gereğinden fazla önemsememeliyiz.

Hayat bir akış, dalgasıyla, dinginliğiyle, rüzgarıyla, güneşiyle..

Peki biz iyi birer sörfçü olmayı başarabilecek miyiz?

Umut var, düşe kalka öğreneceğiz sörf yapmayı.:)

Sevgiyle..
------------------------------------------------------------------------------

Pazar, Ocak 15, 2012

kafanız mı karışık?cevaplar kitabı'na danışın..

Şirkette bir arkadaşımda görmüştüm, kendisine sorulan sorulara bir kitaptan rastgele sayfa açarak, o sayfada yazan cevaba göre esprili bir şekilde yanıt veriyordu.
Kitabın ismi "cevaplar kitabı". Her sayfasında çeşitli cevaplar var. Kitaba danışmak istiyorsanız, sorunuzu yüksek sesle sorup, bir elinizi kitabın kapağına koyup, diğer elinizi sayfalar üzerinde (açmadan) gezdiriyorsunuz ve konsantre oluyorsunuz. Hazır hissettiğinizde elinizi gezdirdiğiniz sayfalardan birini açıp cevabını okuyorsunuz.
Çok ilginç ve eğlenceli bir kitap, ben bu aralar kafası biraz karışık olan eşime aldım, elinden düşürmüyor:)

Tabiki işin içinde espri ve eğlence de var, ama yine de belki evren bize bu kitap yoluyla bizim için en hayırlı olacak cevabı iletiyor olamaz mı? Denemekte fayda var, belki kitabın bize vereceği bir cevap bir türlü cesaret edip yapamadığımızı yapıp, hayallerimize bir adım daha yaklaşmamıza vesile olur, ne dersiniz?:)


Ben bir soru sordum, 2012 de gerçekleşmesini çok istediğim bir şeyle ilgili, aşağıdaki cevabı aldım:

"Hiç denenmemiş bir çözüm düşün"

Sorum ne miydi? e o da bende kalsın..:)


mutluluk reçetesi madde 2: mutluluk veren gıdalar

Ne yersen o'sun sözü çok doğru. Sürekli kırmızı et ve aşırı yağlı yemek yiyen insanların neşeli ve sakin olmalarını bekleyemeyiz değil mi.. Nasıl bir arabaya koyulan benzinin kalitesi aracın performansını etkilerse vücudumuza aldığımız besinlerin kalitesi de bizim enerjimizi hatta mutluluğumuzu ve hayatımızı doğrudan etkiler.

Vücudumuzda mutluluk hormonu seratonin salgılanmasını tetikleyen gıdaların listesi aşağıda. Bu gıdalar aynı zamanda stresi de azaltıyor, iş yerinde mutlaka bulundurmak lazım, stresli bir toplantı sonrasında badem atıştırmak veya 1 muz yemek bizi rahatlatacaktır.

  • Muz
  • Çikolata
  • Portakal
  • Makarna
  • Üzüm
  • Şarap (günde 1 kadeh içilebilir)
  • Çilek
  • Badem
  • Patates
  • Somon gibi omega 3 içeriği yüksek yağlı balık türleri
Tabiki bu besinleri belli dozlarda günlük diyetimize dahil etmeliyiz, yoksa mutlu olacağım derken kilo da alabiliriz, her şeyin azı karar fazlası zarar..

Sevgiyle..

Salı, Ocak 10, 2012

ZENCEFİLLİ VE SEBZELİ PRATİK GRİP ÇORBASI


Yeni yıla grip salgınıyla başladım malesef, 2 gün burnumu evden dışarı çıkaramadım. Yalnız olduğum ve eşimin de elinden sadece tost yapmak geldiği için çorba konusunda iş başa düştü tabiki...(ah anneciğim nasıl anladım değerini bir bilsen..:)

Çabuk iyileşmem gerektiği ve ayakta zor durduğum için hem bomba etkisi yaratıp bana enerji verecek hem de çok pratik bir çorba yapmalıydım veee aşağıdaki çorba çıktı ortaya.. Çok besleyici ve de lezzetli oldu doğrusu..:)

Pratikliği vurgulamak için tencerede çekilmiş bir foto paylaşıyorum, hem nasıl her şeyi en fazla 2-3 parçaya kesip bütün bütün attığımı görün.

Zencefilli ve Sebzeli Grip Çorbası



Malzemeler:

-1 lt tavuk suyu (1 tavuk budunu 1 lt suda haşlayıp elde edebilirsiniz)
-1 havuç
-3 küçük baş brokoli
-1 patates
-1 kase yeşil mercimek
-1-2 kereviz sapı
-taze zencefil küçük bir ceviz büyüklüğünde
-1 orta boy soğan
-4-5 diş sarımsak
-Tane karabiber
-Nane
-Kırmızı pul biber
-1 limon
-Zeytinyağı (göz kararı)

Tüm malzemeleri (baharatlar, zencefil ve limon hariç) tencereye koyuyoruz (düdüklü de olabilir), havuç, patates, soğan, sarımsak en fazla 2-3 parçaya kesip atıyoruz tencereye, hiç uğraşmıyoruz doğramak için. 1 lt tavuk suyunu da ekleyip hepsini aynı anda kaynatıyoruz. Kaynadıktan sonra 1 limonun suyunu sıkıp ekliyoruz, zencefili bütün olarak katıyoruz ve çorbayı tencerede blender'dan geçiriyoruz. (Philips HR1372 el blender'ı kullanıyorum, tavsiye ederim). Kıvamı yoğun geldiyse biraz daha su ekleyip kaynatabilirsiniz. Sonra baharatlarımızı ekliyoruz, pratik ve soğuk algınlıklarına birebir çorbamız hazır.

Afiyet olsun..

Cuma, Ocak 06, 2012

hayatımın şarkıları..

Herkesin farklı hafızaları vardır..Bazılarının görsel, bazılarının işitsel, bazılarının kokusal, dokunsal...Geçmişteki bir koku, bir şarkı bazen de bir nesne bizi eskideki o anlara götürür.. Hatta NLP de çapalama tekniğinde de bu hafızalardan yararlanılır. Ör: Mutlu hissettiğimiz bir anı düşünüp o anda bir şarkı,olay veya nesneyi belirleyip, sonra ne zaman kendimizi kötü hissetsek o mutlu hissettiğimiz an gibi hissetmek için bu çapayı uygularız. Bu çapa bir şarkı da olabilir. (NLP ile ilgili daha detaylı yazılarım olacak, bekleyin..)

Benim kesinlikle kokusal ve işitsel hafızam güçlüdür..

Bu yazımda beni geçmişteki o belli anlara götüren , hayatımdaki önemli şarkıları paylaşmak istiyorum, bendeki anılarıyla birlikte..Belki olur da ilerde birgün kafam çok karışır ve unutacak gibi olursam kayıtlara geçsin:) Aşağıdaki linklerden dinleyebilirsiniz de bu şarkıları.





-Bon Jovi: Run away: Aklı beş karış havada lise yıllarımdaki platonik aşklarımı hatırlayıp gülerim:)

http://www.youtube.com/watch?v=s86K-p089R8

- Metallica: Whiskey in the jar: Hayatımın en asi dönemi, üniversiteye hazırlık yıllarımda test çözerken bangır bangır dinlediğim şarkı...

http://www.youtube.com/watch?v=7B63UIKoIZ0

-Reamon: Super girl: Moralim bozuk olduğunda motivasyonumu arttıran, aslında ne kadar güçlü olduğumu ve ben istemezsem kimsenin bana zarar veremeyeceğini hatırlatan, bir nevi beni gaza getiren şarkı..

http://www.youtube.com/watch?v=WxQIiyAfGhc

-Mor ve Otesi: Bir derdim var: Üniversite bitip de iş hayatına yeni başladığımda, yani asıl dertlerin başladığını anladığımda ilk zamanlar hemen her gün dinlediğim, hala da çalsa bir kadeh içme isteği uyandıran bunalım şarkım...

http://www.youtube.com/watch?v=3Tt65SdtKeQ&ob=av2e

-Candan Erçetin: Söz vermiştin bana: Üniversite yıllarında şimdiki eşimle sınıf arkadaşıyken onun arabasında  çalarken ilk olarak ona birşeyler hissettiğimi anladığim şarkı, hala dinlerken tüylerim diken diken olur...

http://www.youtube.com/watch?v=eLzqR_sx0ik

-Nilufer: Ta uzak yollardan: Ve içlerinde en anlamlı şarkı benim için, düğünümüzde ilk dans şarkımız, hayatımın en mutlu anını hatırlatan şarkı... "Haykırsam göklere, artık yanımda beni benden çok seven,dünyalar benim olsa istemem, birtek sensin benim yüzümü güldüren...."

http://www.youtube.com/watch?v=54hHEOPyo7o

Sevgiyle..

Perşembe, Ocak 05, 2012

Mutluluk nerede?...küçük pembe mutluluk kitabı

Arkadaşlarıma özel günler dışında da ufak ve anlamlı hediyeler almayı severim. İşyerindeki sevdiğim arkadaşlarımdan biri bir süredir çok mutsuzdu..Kitapçıda dolaşırken gördüğüm "küçük pembe mutluluk kitabı"'nı aldım ona, kitabın görüntüsü bile insanın içini ısıtıyordu, bu kitap başucunda dursun ve sana mutluluğun aslında her zaman en yakınında olduğunu hatırlatsın dedim. Bu küçük hediyem tabiki onu çok mutlu etti ve ben de sevdiğim birinin hayatına küçük de olsa dokunabildiğim için mutlu oldum.

Kitabı ben de okudum merak ettiğim için, bir solukta okunan sıcak ve samimi bir kitap. Mutluluğun nerede olduğunu anlatan ve beni etkileyen aşağıdaki hikayeyi sizlerle de paylaşmak istiyorum.


"İnsanoğlu mutluluğu hep hor kullanıyormuş...hep şikayetçi hep bıkkınmış...Bir gün melekler mutluluğu saklamaya karar vermişler
"Saklayalım,zor bulsunlar.Zor buldukları için belki kıymetini bilirler" diyerek başlamışlar
tartışmaya.Sorun büyükmüş.
Mutluluğu saklamak kolay değilmiş çünkü.Kimisi "Everest'in tepesine saklayalım" demiş.Kimisi "Atlas Okyanusu'nun dibine" demiş. Tac Mahal'in kubbesi , Mekke sokakları...Pek çok yer düşünmüşler ama hiçbiri yeterince zor gelmemiş..
Derken meleklerden biri "içlerine saklıyalım" demiş."Kimsenin aklına gelmez içine bakmak" işte ogün bugündür mutluluk insanın kendi içinde saklıymış...


Unutmayın mutluluk hem bu kadar yakınımızdadır hem de aslında bir seçimdir...