Pazar, Şubat 02, 2014

Afrikalı Leo by Amin Maalouf

<Ben, Hasan, tartıcıbaşı Muhammed’in oğlu, ben, Giovanni Leone de Medici; bir berberin sünnet ettiği, bir papanın vaftiz ettiği ben… Şimdi Afrikalı diye anılıyorum, ama Afrikalı değilim, Avrupalı da Arabistanlı da değilim...Yolların oğluyum ben, ülkem kervan, yaşamımsa yolculukların en beklenmedik olanı.
Benim Arapça, Türkçe, Kastilya dili, Berberi dili, İbranice, Latince, sokak İtalyanca’sı konuştuğumu duyacaksınız; çünkü bütün diller ve dualar benim dillerim ve benim dualarım, fakat ben hiçbirine ait değilim. Ben yalnızca Tanrıya ve dünyaya aidim; ve yakında bir gün yine onlara döneceğim.>

Bir solukta okuduğum kitaplardan biri oldu, 15. ve 16. yy Endülüs, Mısır, Roma ve Osmanlı tarihi iç içe geçmiş, Leo nun serüveniyle macera ve heyecan dozu yükselmiş.

Leo^nun kendini kaderin akışına bırakıp ülkeden ülkeye, dinden dine, eşten eşe, zenginlikten sefalete, özgürlükten esarete sürüklenişi.. her seferinde hayatına sıfırdan ve yılmadan yeniden başlayabilmesi..beni derinden etkiledi ve bir kere daha hayatta sahiplendiğimiz şeylerin bizlerin en büyük esareti olduğu gerçeğini yüzüme vurdu..oysa ki aldığımız nefes, sahip olduğumuzu sandığımız beden bile birgün bizi terk etmiyor mu?... 

Sırada yazarın birbaşka kitabı Semerkant var.




Sevgiyle,
Sibel

Pazar, Ağustos 11, 2013

Yaşamın Hızına Ayak Uydurup Yavaşlayabilmek...

Bu konu üzerinde yoğun(!) ar-ge çalışmaları sürdürüyorum, 1 haftadır Alaçatıda tatildeyim ve 1 hafta daha Bodrumda tatile devam edeceğim. 10 senelik iş hayatımda balayı tatili hariç ilk 2 hafta ardışık tatil deneyimim.
İlk bulgular şu şekilde:)
1) Hayat istersem yavaş da akabiliyor çevremde ve ben buna da gayet güzel uyum sağlayabiliyorum
2) Kaygı ve endişe düzeyi sıfırın altında
3) Anda olmak, anın tadını çıkarmak maksimum seviyede
4) İşle ilgili tüm düşünceler resetlendi, ^dönünce hallederiz bir şekilde^ modu aktif..
5) Pozitiflik ve mutluluk tavan yapmış durumda:)

Herkese böylesi reset tatilleri tavsiye olunur:)

Sevgiler,

Sib





Cuma, Temmuz 05, 2013

Doğada yaşamak anda olmak

1 haftadır doğayla baş başa bir tatil yaptım. Sabah kalkıp çimlerde yoga, ardından organik köy kahvaltısı, sonra havuz ve güneş..bol bol kitap okudum, düşündüm, doğayı inceledim..topragın kokusunu içime çektim, yağmurun sesini dinledim, yağmurdan sonra açan güneşle içimi ısıttım..bol bol bisiklete bindim orman yolunda..her pedalda sıkıntılarımı, endişelerimi bir bir geride bıraktım. Işığa doğru sürdüm...sonra durdum düşündüm işte hayat bu kadar basit ve guzel..Endişelenmek içinse çok kısa.Azla mutlu olabildiğimi gördüm, az bazen ne kadar çokmuş..yaşayarak gördüm..Enerji depoladım bol bol, yenilendim..
Dönüş bile canımı sıkmıyor, hayat her haliyle güzel..

Sevgiyle,
Sibel



Cumartesi, Haziran 22, 2013

İki sarsici film birden: ^into the wild^ ve ^Gandhi^

Keske daha once izleseymisim dedirten iki film izledim, ikisi de gercek hayattan ve cok etkileyici

into the wild:
Hayati kendine dayatildigi gibi yasamamayi secen bir gencin universiteden mezun olur olmaz ciktigi yolculugu, yalnizligini, mutluluk arayisini, dogayla mucadelesini anlatiyor film. Gercek bir hikayeden, yonetmeni Sean Penn. İnsani kendi hayati ve amaci hakkinda bir durup dusunduruyor bitince. Sizi huzunle karisik biraz şaşkin ama guclu, farkli blr bakiş açisi edinmenin hazzi gibi hislerle birakiyor. Filmde beni en cok etkileyen sozler:
^ mutluluk sadece paylasildigi zaman gercektir^
^bana ask, para, inanc, sohret, adalet yerine gercegi verin^
^mutluluk ucsuz bucaksiz ormanlardadir, bombos sahillerdeki coskudadir. İnsan elinin degmedigi bir yerdedir, denizin diplerinde ve gurlemesindedir. İnsanlari severim, ama dogayi daha cok severim...^
Tabi filmdeki kadar cesur bir yolculuk degil ama insanin kendini tukenmis hissettigi zamanlarda dogayla kendiyle bas basa kalmasinin cok faydali oldugunu, doganin bizi şarj ettigini dusunuyorum.

Gandhi:
Hayatini Hindistan in bagimsizligina kavusmasina adayan bir idealist Mahatma Gandhi^nin biyografisi. Cok basarili ve zaten zamaninda Oscar odulu de almis, herkesin mutlaka izlemesi gereken bir film.
Gandhi siddet karsiti mucadelesiyle pasif direnisin ilk onculerinden. Gunumuzde yasananlarla ilgili de cok guzel dersler cikarabilirsiniz filmden.
Gandhi^ nin egosunu tamamen sifirlamis olmasi, halka yakin olmasi ve bunu sozde degil yasam sekliyle de yapmasi, cesareti, kendine guveni, insanlari bolmeye degil birlestirmeye calismasi ve bariscil ince zekasi beni cok etkiledi.

^Dunyada gormek istediginiz degisikligin kendisi siz olun^

Sevgi ve barisla,

Sibel

Pazartesi, Mayıs 27, 2013

Kardesimin Hikayesi

2 günlük Antalya tatilime eşlik eden 2 günde plajda sıkılmadan bitirdiğim kitap..tüm Zülfü Livaneli kitapları gibi muhtesem..
Kitapta en begendiğim kısımlardan biri unutmak üzerine olanlar..unutabildiğiniz sürece affetmenize de gerek yok..unutun ki yükleriniz hafiflesin geçmişten gelen..unutalım ki endişeleri de bırakalım bizi yiyip bitiren..
Yine kitapta yer alan Şirazli Sadi nin insan tarifi ile noktayı koyuyorum:
Bir damla kan ve bin endişe..
Sevgiyle,


Sibel