Cuma, Aralık 16, 2011

en güzel aşk filmleri (son 10 yılın)

Son dönemlerde izleyecek yeni ve etkileyici aşk-romantik komedi filmi bulamadığımı fark ettim. Vizyona giren filmlere de dikkat edin öyle etkileyici filmler yok bu türde...Hep aynı tip, daha başından sonunu tahmin edebileceğiniz, izledikten sonra yanı 2-3 saatimi harcadığıma değmedi dedirten romantik komediler...

Bu yüzden de son 10 yılın en güzel aşk-romantik komedi filmlerini paylaşmak istedim, tabi bu benim favori listem..Titanic, Romeo Juliet gibi herkesin izlemiş olduğu çok populer filmlere özellikle yer vermedim listemde (yoksa bu filmler top 10 listeme layık değil diye değil yani..)

Soğuk ve yağmurlu bir kış günü için aşağıdaki ideal (ve oldukça populer:) kombinasyonu öneriyorum;

1) İçinizi ısıtıtacak bir aşk filmi (ki bu yazımdaki önerilerimi dikkate almanızı tavsiye ederim)
2) Rahat (ayaklarınızı uzatabileceğiniz) bir koltuk ve battaniye
3) Mikrodalgada patlayan tereyağlı mısır (mikrodalganız yoksa normal patlatırken sıvı yağ ile birlikte tereyağı da ekleyin leziz oluyor)
4) Kağıt mendil (tabiki gözyaşlarınızı silmek için değil, mısır yedikten sonra ellerinizi silmek için:))

Evveet, gelelim benim top 10 listeme:

1) Notebook



2) Serendipity



3) Jane Eyre (BBC yapımı bir dizi şeklinde 5-6 bölüm, çok bunalımda olanlara ve canı sıkılanlara üst üste izlemelerini öneririm, eşim askerdeyken ben bir gece geç saatlere kadar bitirmiştim tüm bölümleri, ahhh ahhh ne günlerdi...:)



4) Eternal Sunshine of Spotless Mind



5) Bridget Jones (forever favorim, her derde deva, bknz Bridget Jones terapisi yazım, aslında komedi ağır basıyor gibi aa derinlerde çok sıcak ve doğal bir aşk hikayesi..)



6) Dear John



7) Pride and Predujice

 
8) Time Traveller's Wife



9) Amelie

 

10) Jeux Denfants-Cesaretin Var mı Aşka?



Sizin de önerilerinizi bekliyorum, bu listede yer almayan. kaliteli aşk filmi bulmak çook zor ahhh..:)

Evet sizlerden gelen iki öneriyi de paylaşıyorum, ben de izledim ve bu listeye eklemeye değer buluyorum.

11) The Painted Veil




12) PS: I love you

Cumartesi, Aralık 10, 2011

mevlana'yı anlamaya çalışmak..başlangıç kitapları

Mevlana'yı anma törenleri başladı ve ben bu sene çok istememe rağmen Konya'daki törenlere gidemedim. İnşallah seneye ama bu hafta en azından Galata Mevlevihanesinde düzenlenen (p.tesi hariç her gün 19.30'da, önceden rezervasyon yaptırmak gerekiyor, detaylar için linki aşağıda paylaşıyorum) sema ayinlerine katılmak istiyorum. Mevlana'yı daha derinden anlamaya çalışmam malesef ki Elif Şafak'ın Aşk kitabından sonra oldu. (o zamana kadar felsefesi ve eserleri hakkında çok yüzeysel bilgim vardı ve derinleşmek konusunda da çok bir motivasyonum yoktu açıkça söylemek gerekirse). Aşk'ı okuduktan sonra ağzıma adeta bir parmak bal çalınmıştı. Daha çok okumak isteği uyandı içimde. Tabiki Mevlana'yı ve tasavvuf'u anlamak için birincil kaynak Mesnevi ama kendini benim gibi henüz hazır hissetmeyenler aşağıda önereceğim kitaplarla bu dünyaya bir giriş yapabilirler. (bunlar benim okuduğum kitaplar, en iyi Mevlana kitaplarıdır şeklinde bir iddiam yok kesinlikle, hatta sizler de yeni önerilerde bulunursanız sevinirim)

İlk önereceğim 2 kitap Mevlana ve Şemsin hayat hikayelerinden kurgulanmış roman tadında, başlangıcı bunlarla yapmanız faydalı olur. Sonrasında zaten Sufizm'in ve Mevlana'nın öğretilerini daha derinden anlayabilmek için kendiniz bir istek duyacaksınız. (haa duymazsanız onu bilemiycem biraz daha yaşamanız ve aşmanız gereken şeyler var hayatta diyeceğim)

 Aşk



Bab-ı Esrar



Aşkın Gözyaşları 1-2-3 (3 kitap, Mevlana, Şems ve Kimya Hatun)



Ben Rüzgarım Sen Ateş (bir batılının gözüyle Mevlana)




Mesnevi (6 cilt) --> hakkını vererek okumak için çoook zamanım var

Mesnevi Tercümesi (1-6) (Ciltli), Şefik Can,Mevlana








Sema töreninn ardından izlenimlerimi de burada paylaşacağım, bu yazıma Mevlana'nın en sevdğim sözlerinden biriyle son veriyorum:

Cömertlikte yardım etmede akar su gibi ol, Şefkat ve merhamette günes gibi ol,
Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol...
Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol,
tevazu ve alçakgönüllülükte toprak gibi ol,
Hoşgörülükte deniz gibi ol,
ya oldugun gibi görün, ya göründügün gibi ol....

Mevlana'nın giden Şems'in ardından yazdığı "Etme" şiirini Yılmaz Erdoğan'ın ağzından aşağıdaki linkten dinleyebilirsiniz, çok etkileyici...

Etme Şiirini dinlemek için:

Sema törenleri hakkında bilgi için:

Pazartesi, Aralık 05, 2011

içimizdeki tezatlar ve yin-yang

Yazıma ilham veren içimizdeki tezatlar konusu haftasonu katıldığım yoga dersi sırasında aklıma geldi. Derste ikinci savaşçı pozisyonunda hocamız (bknz resim 1 bu şekilde daha iyi anlayabilirsiniz) sağ elimiz  ileri doğru gitmek isterken sol elimiz durmak istiyor tıpki yin ve yang içindeki tezatlık gibi dedi. (yin ve yang hani hepimizin bildiği siyah içindeki beyaz ve beyaz içindeki siyah nokta sembolu (bknz resim 2): Birbirlerine karşıt ama tamamlayıcı evrenler, birbirleri olmadan varolamazlar.

Resim 1: İkinci Savaşcı pozisyonu                                                  Resim 2: Yin-Yang Sembolu

Pozisyon sırasında içimdeki tezatları düşündüm ben de, bir yanım gitmek isterken (nereye olduğunu bilmiyorum...) diğer yanım beni durduruyordu. Bugün burda yoga ve meditasyon ile sakin sakin özüme dönerken çok değil bir gece önce geç saatlere kadar Halil Sezai konserinde avaz avaz şarkı söyleyip çılgınca eğlenmemiş miydim? Hepimiz yaşamayı bunca severken hatta öyle ki  cennete gitmek isteyip kimse ölmeyi istemezken (Steve Jobs'un muhteşem konuşmasından, eğer izlemediyseniz hala aşağıda linkini veriyorum mutlaka izleyin, hatta defalarca izleyin...) ömrümüzün nerdeyse yarısını uykuda geçiriyoruz ve uyumayı çok seviyoruz (uyku aslında ölüme en yakın olduğumuz an). İşte hayat da aslında yin-yang, tezatlar içindeki denge...Bu denge bozulunca insanın da psikolojisi bozuluyor ve depresyon başlıyor bence.  İşte, özel hayatta, eğlencede, üzüntüde, yani hayatın bize getirdiği herşeyde aşırı doza kaçmamak ve dengeyi bozmamak lazım...

Steve Jobs: aç kal, budala kal videosu

http://www.dailymotion.com/video/x3j81k_steve-jobs-ac-kal-budala-kal-alt-ya_people

Perşembe, Kasım 24, 2011

yoga ve ben

Size yoga eğitmenliği sertifika kursuna başladım desem?:) Evet doğru duydunuz bunca iş yoğunluğu,  üzerine yoga eğitmenliği, kulağa garip geliyor biliyorum ama ben uzun zamandır olmadığım kadar iyi ve huzurlu hissediyorum kendimi...Tabiki birdenbire pazarlama müdürlüğünü bırakıp yoga eğitmeni olmayacağım ama bu işi tam anlamıyla, felsefesiyle ve full dedikasyon ile öğrenmek istiyorum.Tabi sonrasında keyif aldığım için part time yoga eğitmenliği de yapabilirim, hobilerinden para kazanan insanları hep takdir etmişimdir..Yoga eğitmenliği dersleri boyunca günlük gibi yaşadıklarımı,hissettiklerimi, öğrendiklerimin bir kısmını sizlerle de paylaşacağım.


 
 Geçtiğimiz haftasonu başladım, iki gün toplam 12 saat yoga ile geçti. Toplam 10 kişiyiz sınıfta, çok farklı meslek gruplarından (psikolog, psikiyatrist, hostes, pilates eğitmeni, yazar, avukat, finanscı...) insanlar var ve tahmin ettiğiniz gibi herkes bayan:) Eğitmenimiz alanında çok tecrübeli ve iyi bilinen bir isim Mey Elbi. Gitmeden önce ne yalan söyleyeyim hafta sonu 2 gün 12 saat (her hafta sonu değil tabiki, ayda bir:)nasıl yoga yapılır ben de tereddüt ettim acabı mı dedim.Bu sürenin yarısı hareketlerle diğer yarısı yoga felsefesi üzerine sohbetle geçti. Hiç bu kadar uzun süre kendimle baş başa ve huzurlu zaman geçirmediğimi fark ettim. İlk hafta aya selam serisini öğrendik, biraz pratik yapayım kendi videomu yayınlayacağım buradan siz de evde yapabilirsiniz:) Yoga derslerimle ilgili ilk yazıma Hocamızın paylaştığı  kısa bir hikaye ile son vermek istiyorum:

Bir profesör zen öğretisini öğrenmek için Japon bir Zen masterını ziyarete gider. Zen masterı çay ikram eder ve  profesörün çay bardağı dolu olduğu halde  çayı doldurmaya devam eder. Doğal olarak çay dökülmeye başlar. Profesör: “bu bardak zaten dolu, daha fazla dolduramazsınız” der.  Master şu şekilde cevap verir : “Bu bardak gibi dolusun kendi görüş ve fikirlerinle, kabını boşaltmadığın sürece sana nasıl birşeyler öğretebilirim?"

Buna Zen başlangıç zihni deniyor, işte hayatta hiç bir zaman bu zihni kaybetmemek gerekiyor,hangi konumda olursak olalım heran herkesten herşeyden yeni bi şeyler öğrenebiliriz, hayatı da heyacanlı kılan bu değil mi?


*Photo from gonulkardesligi.com