Yazıma ilham veren içimizdeki tezatlar konusu haftasonu katıldığım yoga dersi sırasında aklıma geldi. Derste ikinci savaşçı pozisyonunda hocamız (bknz resim 1 bu şekilde daha iyi anlayabilirsiniz) sağ elimiz ileri doğru gitmek isterken sol elimiz durmak istiyor tıpki yin ve yang içindeki tezatlık gibi dedi. (yin ve yang hani hepimizin bildiği siyah içindeki beyaz ve beyaz içindeki siyah nokta sembolu (bknz resim 2): Birbirlerine karşıt ama tamamlayıcı evrenler, birbirleri olmadan varolamazlar.
Resim 1: İkinci Savaşcı pozisyonu Resim 2: Yin-Yang Sembolu
Pozisyon sırasında içimdeki tezatları düşündüm ben de, bir yanım gitmek isterken (nereye olduğunu bilmiyorum...) diğer yanım beni durduruyordu. Bugün burda yoga ve meditasyon ile sakin sakin özüme dönerken çok değil bir gece önce geç saatlere kadar Halil Sezai konserinde avaz avaz şarkı söyleyip çılgınca eğlenmemiş miydim? Hepimiz yaşamayı bunca severken hatta öyle ki cennete gitmek isteyip kimse ölmeyi istemezken (Steve Jobs'un muhteşem konuşmasından, eğer izlemediyseniz hala aşağıda linkini veriyorum mutlaka izleyin, hatta defalarca izleyin...) ömrümüzün nerdeyse yarısını uykuda geçiriyoruz ve uyumayı çok seviyoruz (uyku aslında ölüme en yakın olduğumuz an). İşte hayat da aslında yin-yang, tezatlar içindeki denge...Bu denge bozulunca insanın da psikolojisi bozuluyor ve depresyon başlıyor bence. İşte, özel hayatta, eğlencede, üzüntüde, yani hayatın bize getirdiği herşeyde aşırı doza kaçmamak ve dengeyi bozmamak lazım...
Steve Jobs: aç kal, budala kal videosu
http://www.dailymotion.com/video/x3j81k_steve-jobs-ac-kal-budala-kal-alt-ya_people
Pazartesi, Aralık 05, 2011
Perşembe, Kasım 24, 2011
yoga ve ben
Size yoga eğitmenliği sertifika kursuna başladım desem?:) Evet doğru duydunuz bunca iş yoğunluğu, üzerine yoga eğitmenliği, kulağa garip geliyor biliyorum ama ben uzun zamandır olmadığım kadar iyi ve huzurlu hissediyorum kendimi...Tabiki birdenbire pazarlama müdürlüğünü bırakıp yoga eğitmeni olmayacağım ama bu işi tam anlamıyla, felsefesiyle ve full dedikasyon ile öğrenmek istiyorum.Tabi sonrasında keyif aldığım için part time yoga eğitmenliği de yapabilirim, hobilerinden para kazanan insanları hep takdir etmişimdir..Yoga eğitmenliği dersleri boyunca günlük gibi yaşadıklarımı,hissettiklerimi, öğrendiklerimin bir kısmını sizlerle de paylaşacağım.

Geçtiğimiz haftasonu başladım, iki gün toplam 12 saat yoga ile geçti. Toplam 10 kişiyiz sınıfta, çok farklı meslek gruplarından (psikolog, psikiyatrist, hostes, pilates eğitmeni, yazar, avukat, finanscı...) insanlar var ve tahmin ettiğiniz gibi herkes bayan:) Eğitmenimiz alanında çok tecrübeli ve iyi bilinen bir isim Mey Elbi. Gitmeden önce ne yalan söyleyeyim hafta sonu 2 gün 12 saat (her hafta sonu değil tabiki, ayda bir:)nasıl yoga yapılır ben de tereddüt ettim acabı mı dedim.Bu sürenin yarısı hareketlerle diğer yarısı yoga felsefesi üzerine sohbetle geçti. Hiç bu kadar uzun süre kendimle baş başa ve huzurlu zaman geçirmediğimi fark ettim. İlk hafta aya selam serisini öğrendik, biraz pratik yapayım kendi videomu yayınlayacağım buradan siz de evde yapabilirsiniz:) Yoga derslerimle ilgili ilk yazıma Hocamızın paylaştığı kısa bir hikaye ile son vermek istiyorum:
Bir profesör zen öğretisini öğrenmek için Japon bir Zen masterını ziyarete gider. Zen masterı çay ikram eder ve profesörün çay bardağı dolu olduğu halde çayı doldurmaya devam eder. Doğal olarak çay dökülmeye başlar. Profesör: “bu bardak zaten dolu, daha fazla dolduramazsınız” der. Master şu şekilde cevap verir : “Bu bardak gibi dolusun kendi görüş ve fikirlerinle, kabını boşaltmadığın sürece sana nasıl birşeyler öğretebilirim?"
Buna Zen başlangıç zihni deniyor, işte hayatta hiç bir zaman bu zihni kaybetmemek gerekiyor,hangi konumda olursak olalım heran herkesten herşeyden yeni bi şeyler öğrenebiliriz, hayatı da heyacanlı kılan bu değil mi?
*Photo from gonulkardesligi.com

Geçtiğimiz haftasonu başladım, iki gün toplam 12 saat yoga ile geçti. Toplam 10 kişiyiz sınıfta, çok farklı meslek gruplarından (psikolog, psikiyatrist, hostes, pilates eğitmeni, yazar, avukat, finanscı...) insanlar var ve tahmin ettiğiniz gibi herkes bayan:) Eğitmenimiz alanında çok tecrübeli ve iyi bilinen bir isim Mey Elbi. Gitmeden önce ne yalan söyleyeyim hafta sonu 2 gün 12 saat (her hafta sonu değil tabiki, ayda bir:)nasıl yoga yapılır ben de tereddüt ettim acabı mı dedim.Bu sürenin yarısı hareketlerle diğer yarısı yoga felsefesi üzerine sohbetle geçti. Hiç bu kadar uzun süre kendimle baş başa ve huzurlu zaman geçirmediğimi fark ettim. İlk hafta aya selam serisini öğrendik, biraz pratik yapayım kendi videomu yayınlayacağım buradan siz de evde yapabilirsiniz:) Yoga derslerimle ilgili ilk yazıma Hocamızın paylaştığı kısa bir hikaye ile son vermek istiyorum:
Bir profesör zen öğretisini öğrenmek için Japon bir Zen masterını ziyarete gider. Zen masterı çay ikram eder ve profesörün çay bardağı dolu olduğu halde çayı doldurmaya devam eder. Doğal olarak çay dökülmeye başlar. Profesör: “bu bardak zaten dolu, daha fazla dolduramazsınız” der. Master şu şekilde cevap verir : “Bu bardak gibi dolusun kendi görüş ve fikirlerinle, kabını boşaltmadığın sürece sana nasıl birşeyler öğretebilirim?"
Buna Zen başlangıç zihni deniyor, işte hayatta hiç bir zaman bu zihni kaybetmemek gerekiyor,hangi konumda olursak olalım heran herkesten herşeyden yeni bi şeyler öğrenebiliriz, hayatı da heyacanlı kılan bu değil mi?
*Photo from gonulkardesligi.com
Çarşamba, Kasım 16, 2011
Sinek Teorisi
Yoğun bir iş mesaisinin ardından arkadaşlarla kritik yaparken (dedikodu demiyorum bakın:)) biri ilginç bir teoriden bahsetti. (<bu yazımı okuyan ilgili arkadaşlarım panik yapmayın isimleriniz gizli tutulacaktır>) Aslında bir çoğumuzun özünde bir şekilde öldürme güdüsü vardır. Düşününce sineği bile öldürmek aslında bir canlıyı öldürmek...Teoriye göre insanların sinekten kurtulma yolları genel olarak olayları çözme yöntemleri ve iş hayatındaki tutumları ile ilişkiliymiş.Örnek: Sineği ödürenler astlarıyla problem yaşadıklarında direk işten atarmış, problemleri sonuçları acı da olsa kökten ve net çözerlermiş.
![]()
Bu teoriyi önce kendi üzerimizde test ettik tabiki.Kod adı X bir yönetici arkadaşım, sineği kesinlikle öldürmeyeceğini, başka bir odaya göndereceğini belirtti.İş hayatından örneği ise: yeni işe aldığı bir elemanının ilk 1-2 ay performansından memnun kalmamış, işten çıkartmaya da gönlü razı olmamış, başka bir departman yöneticisinin de benzer pozisyondaki eleman talebine karşılık kıvrak bir manevra ile sineği başka odaya göndermiş ve belki de hayatının en büyük "satış"'ını yapmış:) Kod adı Y: Önce diğer odanın ışığını yakıp sineği bu odaya çekeceğini, camı açacağını ve sonra odanın ışığını kapatıp sineği dışarı çıkaracağını söyledi. Hepimiz gülmekten kırıldık, en stratejik, temkinli ve biraz da sinsice davranış biçimi buydu. Hmm Kod adı Y'ye dikkat etmek gerekliydi, sessiz ve derinden ayağımızı kaydırabilirdi:) Evet siz sineği ne yaparsınız?...
Fotoğraf kaynak:http://www.hafif.org/etiket/sinek/tumu
Bu teoriyi önce kendi üzerimizde test ettik tabiki.Kod adı X bir yönetici arkadaşım, sineği kesinlikle öldürmeyeceğini, başka bir odaya göndereceğini belirtti.İş hayatından örneği ise: yeni işe aldığı bir elemanının ilk 1-2 ay performansından memnun kalmamış, işten çıkartmaya da gönlü razı olmamış, başka bir departman yöneticisinin de benzer pozisyondaki eleman talebine karşılık kıvrak bir manevra ile sineği başka odaya göndermiş ve belki de hayatının en büyük "satış"'ını yapmış:) Kod adı Y: Önce diğer odanın ışığını yakıp sineği bu odaya çekeceğini, camı açacağını ve sonra odanın ışığını kapatıp sineği dışarı çıkaracağını söyledi. Hepimiz gülmekten kırıldık, en stratejik, temkinli ve biraz da sinsice davranış biçimi buydu. Hmm Kod adı Y'ye dikkat etmek gerekliydi, sessiz ve derinden ayağımızı kaydırabilirdi:) Evet siz sineği ne yaparsınız?...
Fotoğraf kaynak:http://www.hafif.org/etiket/sinek/tumu
Pazartesi, Kasım 14, 2011
Seth's Blog
Seth's Blog
Pazarlama alanında çalışanların takip edebileceği bir blog, top bloglar listesinde de 1 numaraymış..:) Ya galiba bu blog'a da bir kuple de olsa iş karıştırmadan yapamayacağım, ama ne yapayım pazarlama da benim hayatımın bir parçası..:)
Pazarlama alanında çalışanların takip edebileceği bir blog, top bloglar listesinde de 1 numaraymış..:) Ya galiba bu blog'a da bir kuple de olsa iş karıştırmadan yapamayacağım, ama ne yapayım pazarlama da benim hayatımın bir parçası..:)
Cumartesi, Kasım 12, 2011
Tesadüflerrr ve incir reçeli...
Hayatta bazen istediğim şeylere ve evrene gönderdiğim mesajlara dikkat etmeliyim (çünkü gerçekleşiyor..:)) dedirten anlar oluyor...öyle anlar, öyle tesadüfler üst üste geliyor ki gel de secret'a, tanrı'ya, quantum'a artık nasıl adlandırırsanız adlandırın (aynı kapıya çıkıyor bence..) inanma...bayram tatiline, izlediğim "incir reçeli" ve "halil sezai" damgasını vurdu..bazen küçük şeyler, bir film, bir şarkı üzerimizde derin izler bırakır...neyse size kısaca bu tatilde yaşadığım bütün bunlar tesadüf olamaz dedirten olayları anlatayım...Arife günü akşam eşimle evde birkaç kadeh içip müzik dinledik.Ben de you tube'dan Ömür Gedik'le, Halil Sezai'nin düet yaptığı "paramparça" şarkısını açtım (çok sıkı parçadır bu arada..:), sonra da Halil Sezai'in birkaç şarkısı daha dikkatimizi çekti ve bu sırada incir reçeli adlı bir filmin soundtrack şarkılarını dinledik. Filmi çok merak ettim, baktım evdeki DVD arşivinde yok, ertesi gün de bayram filmi alma şanısmız yok..Neyse ertesi akşam eve geldik TV de az sonra İncir Reçeli yazıyor.. haydaa başka bir şey isteymişim keşke dedik eşimle..:) Filmi izledik tabi pür dikkat, süper, mutlaka izleyin hem konusu, hem oyunculuklar, hem müzikler çok etkileyici..Halil Sezai çok iyi oynamış ve filmde söylediği şarkılar (kendi besteleri) süper.. Film bitti biz etkisinden kurtulamadık şarkıların, o gece onlarca defa you tube'dan dinledik Halil Sezai'yi...Acep nerde sahne alıyordur mutlaka canlı performansını dinlemeliyiz dedik.. Neyse ertesi gün Antalya'ya gittik, Başar'ın arkadaşlarıyla yemekteyiz, biz filmden ve Halil'den bahsettik, içlerinden biri aa biliyorum o adamı hatta bu akşam Antalya'da Jolly Joker'de çıkıyor sanırım dedi...hemen google'ladım evet doğruydu,...burada da karşımıza çıkmıştı..hemen çıktık mekana gittik, biz Halil'i Antalya'da pek tanıyan yoktur kesin yer buluruz diye düşünürken kapıda giremezsiniz mekan dolu dediler..ben tabi secret buraya kadar işlemiş, bizi bu kapıya getirmiş kesin girebileceğimize inancımı kaybetmiyorum..Bodyguard'ları zar zor ikna ettik, içerisi hınca hınç dolu, ayaktayız ama her şeye değerdi..işte bir haftadır etkisinden kurtulamadığımız adamı canlı dinliyorduk..Halil'in performansı süperdi, harika bir gece geçirdik, avaz avaz tüm şarkılarına eşlik ettik, kafa dağıttık..Çok doğal, içten bir tarzı var Halil'in,sahnede kadehini kaldırıyor, sigarasını içiyor, adeta şarkıları yaşıyor...
Yazı dağıldı gibi sanki..:) 3 amacım vardı bunu yazarken, özetle kıssadan hisse dersek..
1) Burada anlattığım tesadüfler(?!) zinciri küçük bir olay aslında ama güzel bir örnek bence...biraz hayatın akışına bırakmak lazım kendimizi ve evrene güvenmek lazım..kasmadan da istediğimiz şeyler bizi bulabilir ama isteğimizi ve pozitif sinyalleri göndermek kaydıyla tabiki...yoksa hiç bir şey yapmayayım yan gel yatayım nasılsa evren bana gönderir felsefesi değil bu..:)
2) İncir Reçeli sıkı bir film mutlaka izleyin...

3) Halil Sezai'yi canlı kanlı dinleyin, 2 Aralık'da Jolly Joker Taksim'de çıkıyor, biz gideceğiz tekrar, sizi de bekleriz..:)

Aşağıda bizi dağıtan şarkısını dinleyerek bir başlangıç yapabilirsiniz
http://www.youtube.com/watch?v=1th64HyFDAw&ob=av2e
Yazı dağıldı gibi sanki..:) 3 amacım vardı bunu yazarken, özetle kıssadan hisse dersek..
1) Burada anlattığım tesadüfler(?!) zinciri küçük bir olay aslında ama güzel bir örnek bence...biraz hayatın akışına bırakmak lazım kendimizi ve evrene güvenmek lazım..kasmadan da istediğimiz şeyler bizi bulabilir ama isteğimizi ve pozitif sinyalleri göndermek kaydıyla tabiki...yoksa hiç bir şey yapmayayım yan gel yatayım nasılsa evren bana gönderir felsefesi değil bu..:)
2) İncir Reçeli sıkı bir film mutlaka izleyin...
3) Halil Sezai'yi canlı kanlı dinleyin, 2 Aralık'da Jolly Joker Taksim'de çıkıyor, biz gideceğiz tekrar, sizi de bekleriz..:)
Aşağıda bizi dağıtan şarkısını dinleyerek bir başlangıç yapabilirsiniz
http://www.youtube.com/watch?v=1th64HyFDAw&ob=av2e
Cumartesi, Ekim 08, 2011
Sessiz Çığlık...
Size günlük tuttuğumdan bahsetmiştim ya...arada şiirlerim de var..şimdi okuduğumda beni şaşırtan acep hangi duygularla yazmış olabilirim dedirten..e dedim ya gizlim saklım yok kimseden, birini paylaşasım geldi şimdi burda..hadi buyrun.. 1996 yılında yazdığım birkaç kuple.. biraz depresif miyim neyim o dönemler, yorumu sizlere bırakıyorum...:)
Bu arada aşağıdaki foto da benim Fas'ta çektiklerimden biri, ben bu adamın gözlerindeki hüznü gördüm ve sessiz çığlığını duydum sanki, bakalım siz de duyabilecek misiniz??

SESSİZ ÇIĞLIK
yağmurla yıkanmıştı sanki kalbi
toprak toprak kokuyordu elleri
cennetin bahçesinden kopup gelmişçesine
yasak elmaya ulaşmak için delirmişçesine
kapılıverdi şeytanın girdabına
kulağıma geliyor, acı acı bağırıyor..
karanlıktan, sonsuzluktan eller uzanıyor..
gözleri bir bulut olmuş boşanacak şimdi
anlıyorum ki bunlar son çırpınışları onun
yardım etmek isterdim ona..
eğer... eğer... kendim kurtulabilseydim.....
enjoy:)
Bu arada aşağıdaki foto da benim Fas'ta çektiklerimden biri, ben bu adamın gözlerindeki hüznü gördüm ve sessiz çığlığını duydum sanki, bakalım siz de duyabilecek misiniz??

SESSİZ ÇIĞLIK
yağmurla yıkanmıştı sanki kalbi
toprak toprak kokuyordu elleri
cennetin bahçesinden kopup gelmişçesine
yasak elmaya ulaşmak için delirmişçesine
kapılıverdi şeytanın girdabına
kulağıma geliyor, acı acı bağırıyor..
karanlıktan, sonsuzluktan eller uzanıyor..
gözleri bir bulut olmuş boşanacak şimdi
anlıyorum ki bunlar son çırpınışları onun
yardım etmek isterdim ona..
eğer... eğer... kendim kurtulabilseydim.....
enjoy:)
Anason kokusu...
İstemesem de 1 ay kadar ara vermiş oldum yazılarıma...iş, hayat koşturmacası içinde..nereye koştuğumuzu anlayabilen var mı?? bazen bakıyorum da herkes koşuyor aman ben geri kalmayayım diye koşturuyoruz gibi geliyor...sorgulamadan, durmadan.. çünkü bir dursak bu koşturmacanın anlamsızlığını anlayıp (bu yazımdaki manasızlıklardan sorumluluk kabul etmediğimi de baştan söyleyeyim, şu saatte evde yalnız ve bacardimi yudumlarken... yeterli bir mazeret sanırım:) vazgeçeçeğiz, diğer taraftan da aklımız koşanlarda kalacak, belki biz durup geride daha mutlu olacağız ama ya koşmaya devam edenler bizim ulaşamadığımız hazineye ulaşırsa...aman allahım vicdan azabını düşünemiyorum...
şimdi bu felsefik yazılar nerden çıktı diyebilirsiniz, önceki yazılarıma bakıp..:) aslında ben de bu hayatta bahsettiğim koşan-lardan biriyim, hatta marathon koşuyorum ve derece yapmayı kafama koymuşum diyebilirim..:) ama arada durmasam da sorguladığım oluyor (aynı anda hem koşup hem sorgulayabiliyorum, çok şükür..) aslında mutsuz değilim bu koşturmacadan...ama dursam biraz ara versem daha mı mutlu olurum acaba..blog yazmaya da aslında bir nevi nefes almak, ara vermek adına karar verdim..amacım da öyle geniş kitlelere ulaşayım filan değil, bir nevi günlük ama herkese açık, şu yaştan sonra gizlim saklım yok kimseden..o kadar aşmışım yani bazı şeyleri..:)
yazmak aslında hep vardı hayatımda, 10 yaşımdan 20 li yaşlarıma kadar düzenli günlük tutmuşum, nasıl bulunmaz bir hazine varın siz düşünün..:) ne zamanki marathon koşmaya başlamışım bırakmışım yazmayı..hayatı fazla ciddiye almaya başlamışım...en iyi okulları bitirmek, iyi bir kariyer yapmak,para kazanmak, iyi ve ideal bir eş bulmak (itiraf edeyim ki içlerinde en büyük başar-ım bu aslında..detayları ayrı bir yazımda anlatırım..:) v.s. v.s.
şimdi yazının başlığı neden anason, bu kızın kafa iyi heralde diyeceksiniz..:) hemen sadede geliyorum, zakkum diye bir grubun anason adlı şarkısını dinledim tesadüfen... uzun zamandır ilk defa bir şarkıda tüylerim diken diken oldu...ve bana bir şişe bacardi açtırdı... wow...:)

Dokunsalar ağlayacaksın
Ama hiç dokunmuyorlar
Biçare bakan gözlerin bırak kanasın
Gücüne gitsin şarkılar
Anason kokarken sofralar
Yaşlandırıyor seni aynalar
Her geçenyıl birer birer masadan eksiliyor dostlar
Aklın ilk göz ağrısında
Hatırlıyor mu seni hala
Dikiş tutmayan bubüyük yara
Bazı geceler kanıyor hala
Anason kokarken sofralar
Yaşlandırıyor seni aynalar
Her geçen yıl birer birer masadan eksiliyor dostlar
Sessizce aktı gitti yıllar,
Seni hiç uyandırmadan,
Ve birsabah uyandığında,
Kalmışsın tek başına.
hatta dinleyin aşağıdaki linkten, bakalım sizi de etkileyecek mi?
http://www.youtube.com/watch?v=D4VtTo5biq0&feature=related
şimdi bu felsefik yazılar nerden çıktı diyebilirsiniz, önceki yazılarıma bakıp..:) aslında ben de bu hayatta bahsettiğim koşan-lardan biriyim, hatta marathon koşuyorum ve derece yapmayı kafama koymuşum diyebilirim..:) ama arada durmasam da sorguladığım oluyor (aynı anda hem koşup hem sorgulayabiliyorum, çok şükür..) aslında mutsuz değilim bu koşturmacadan...ama dursam biraz ara versem daha mı mutlu olurum acaba..blog yazmaya da aslında bir nevi nefes almak, ara vermek adına karar verdim..amacım da öyle geniş kitlelere ulaşayım filan değil, bir nevi günlük ama herkese açık, şu yaştan sonra gizlim saklım yok kimseden..o kadar aşmışım yani bazı şeyleri..:)
yazmak aslında hep vardı hayatımda, 10 yaşımdan 20 li yaşlarıma kadar düzenli günlük tutmuşum, nasıl bulunmaz bir hazine varın siz düşünün..:) ne zamanki marathon koşmaya başlamışım bırakmışım yazmayı..hayatı fazla ciddiye almaya başlamışım...en iyi okulları bitirmek, iyi bir kariyer yapmak,para kazanmak, iyi ve ideal bir eş bulmak (itiraf edeyim ki içlerinde en büyük başar-ım bu aslında..detayları ayrı bir yazımda anlatırım..:) v.s. v.s.
şimdi yazının başlığı neden anason, bu kızın kafa iyi heralde diyeceksiniz..:) hemen sadede geliyorum, zakkum diye bir grubun anason adlı şarkısını dinledim tesadüfen... uzun zamandır ilk defa bir şarkıda tüylerim diken diken oldu...ve bana bir şişe bacardi açtırdı... wow...:)
Dokunsalar ağlayacaksın
Ama hiç dokunmuyorlar
Biçare bakan gözlerin bırak kanasın
Gücüne gitsin şarkılar
Anason kokarken sofralar
Yaşlandırıyor seni aynalar
Her geçen
Hatırlıyor mu seni hala
Dikiş tutmayan bu
Bazı geceler kanıyor hala
Anason kokarken sofralar
Yaşlandırıyor seni aynalar
Her geçen yıl birer birer masadan eksiliyor dostlar
Sessizce aktı gitti yıllar,
Seni hiç uyandırmadan,
Ve bir
Kalmışsın tek başına.
hatta dinleyin aşağıdaki linkten, bakalım sizi de etkileyecek mi?
http://www.youtube.com/watch?v=D4VtTo5biq0&feature=related
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

